Bemused diye bir program keşfettim, Bluetooth dongle’ı ve Symbian’lı telefonu olanlar için muhteşem bir icat. Cep telefonunuzdan Winamp’i, Media Player’ı ve Powerpoint’i kontrol etmeye yarıyor. Ama sadece play/stop yapan kolpa bir şey değil, mp3 klasörlerinizi tarayıp istediğiniz şarkıları çalabiliyosunuz veya playlist yapabiliyosunuz. Aslında anafikir şu: benim gibi üşengeç ötesi insanlar yatarkan müzik dinlemek isterler ama yatakta walkman/discman durmaz, üstüne falan yatarsınız. Bilgisayarda dinleyince de müziği ve bilgisayarı kapatmaya üşenirsiniz. İşte bu Bemused sayesinde istediğiniz müziği yatakta seçiyosunuz, uykunuz gelince de bilgisayarı kapatma özelliğiyle uzaktan kumanda kullanırmış gibi PC’yi kapatıp uyuyorsunuz.
Audioscrobbler diye bir şey var, dinlediğiniz müziklerin istatistiğini tutmaya yarıyor. Winamp veya Media Player’ınıza küçük bir eklenti kuruyorsunuz ve bu yazılım, dinlediğiniz şarkıların bilgilerini profilinize ekleyip istatistiklerinizi oluşturmaya başlıyor. Mesela benim son zamanlarda dinlediğim şeyleri şurada görebilirsiniz. Yeteri kadar şarkı dinlediğiniz zaman, dinlediğiniz gruplara benzer grupları tavsiye etme ve online radyoda zevkinize uygun şarkılar çalma özellikleri de var.
“Hoax” denilen bazı mesajlar vardır ki yıllardır internette dolanır durur, e-posta trafiğimizi meşgul ederler. Örneğin 5 yıldır belli aralıklarla farklı kişilerden aldığım bir mesaja göre genç bir kız 1 ay içinde ölecektir, bu mail’i 1 milyon kişiye forward edebilirsek ameliyat masrafları karşılanmış olacaktır (Mail’leri kim sayıyor?). Başka bir örnekteyse; bana gelen mail’i ilk alan kişi hemen 10 kişiye göndermiş ve zengin olmuştur. Onun gönderiklerinden biri mail’i okumadan silince şansı kötü gitmeye başlamış, bir süre sonra da ölmüştür. Bu mail’i 24 saat içinde 10 kişiye gönderirsem bana da şans getirecektir falan… Eminim siz de bu tip mail’lerden birkaç tanesiyle karşılaşmışsınızdır ama ben ne yazık ki her gün birkaç tane alıyorum. Aldıklarıma da cevap olarak Erdil Yaşaroğlu‘nun şu karikatürünü gönderiyorum: Bu yazının devamını oku »
Pusu: Uyanış
27 Mayıs 2005 Kategori: Teknoloji
Pusu‘yu 3 günlük bir çalışmanın ardından bitirdim. Bildiğiniz üzere, Pusu ilk Türk FPS oyunu olma özelliğini taşıyor. Oyunun hataları yok değil (inanılmaz hatalar var aslında) ama yerli malı bir oyunu oynamaya başladığınızda müthiş bir zevk verdiğini belirtmeliyim.
Örneğin oyuna ilk başladığınızda babanızın evindesiniz ve doğal olarak hareketleri deniyorsunuz: zıpladığınız anda kafanız evin dışına çıkıyor ve İstanbul manzarası görünüyor. Hemen yandaki odaya geçiyorsunuz ve herifin biri “beynini dağıtırım senin” deyip etrafta koşuşturmaya başlıyor. Siz de “ananı *** senin” deyip oyuna girişiyorsunuz. Oyunun ilerleyen aşamalarındaki “dalma” sesleri de genelde bu tarz: “öldürücem seni serseri”, “yakalayın şu serseriyi”, “bittin sen” vs… Oyun boyunca bir tane bile küfür yok. Böyle Türk oyunu mu olurmuş diye insanın aklından geçmiyor değil.
Kısa, basit ama eğlenceli bir oyun. Herkes 18 YTL bayılıp orijinalini alsın bence. Orijinal oyunun aktivasyon gerektirdiğini ve sadece bir bilgisayarda çalıştığını da hatırlayayım.
PCnet editörleri ve forum moderatörleri olarak bundan sonra PCnet.com.tr altında “blog” tutmaya başlayacağız. Bilmeyenler için blog (web log), bir nevi web günlüğü anlamına geliyor. Bu sayfalarda PCnet editörlerinin gündelik hayatlarını, neleri takıntı edindiklerini, ilginç keşiflerini ve bilişim dünyasındaki gelişmelerle ilgili yorumlarını okuyabileceksiniz. Tüm blog sayfaları tamamlandığında toplam 10 kişi olacağız.
Bizler blog tutarken eğleneceğimizi umuyoruz, siz blog okurlarımıza da iyi eğlenceler dileriz!
Adı: Selim Şumlu